2035’e DOĞRU OKUL SEÇMEK…
Önce K12’ye yani ilkokul, ortaokul ve liselere değinmek isterim,sonra üniversiteler…
Bugün bir veli okul araştırmaya başladığında karşısına son derece etkileyici bir tablo çıkıyor. Fiziksel ortamlar güzel, sınıflar ve laboratuvarlar donanımlı. Öğretmen kadrosunun güçlü olduğu, öğrenci merkezli eğitim uygulandığı, çağdaş eğitim modellerinden yararlanıldığı anlatılıyor.
Sadece özel okullar değil,artık bazı devlet okullarındaki söylemler de böyle.
“Yabancı dil?” diyorsunuz; çocuğun daha ilkokul yıllarında İngilizceyi etkin biçimde kullanacağı söyleniyor.
“Akademik başarı?” ,
Gururla okulun sınav sonuçları gösteriliyor.
“Spor, sanat, müzik?” diyorsunuz; çok sayıda kulüp ve etkinlikle karşılaşıyorsunuz.
Teknoloji ve yapay zekâ çağı soruya dönüşünce ,bu kez laboratuvarlar, dijital altyapı ve teknolojik uygulamalar anlatılıyor.
Bu arada ben de yıllardır K12 seviyesinde okullar açtım,yönettim.Bizim okullarda da benzer durumun olduğunu söylemeliyim.
Etik değerler, sosyal gelişim, ve kültürlerin yaşatılmasının önemini hatırlatınca; tiyatrodan yazarlık kulübüne, sosyal sorumluluk projelerinden değerler eğitimine kadar uzanan geniş bir program sunuluyor.
Hatta çocuğunuzun dikkat, öğrenme veya uyum konusunda özel bir ihtiyacı olduğunu söylediğinizde bile çözüm hazır. Rehberlik ve destek birimlerinin ne denli donanımlı olduğunu öğreniyorsunuz.
Bütün bunlar çok güzel.
Fakat benim asıl sorum tam burada başlıyor:
Eğer eğitimde bu kadar çok şey doğru yapılıyorsa, neden sonuçtan aynı ölçüde memnun değiliz?
Neden gençlerin önemli bir bölümünde bağımsız karar verme, sorumluluk üstlenme, uzun süre bir işe odaklanma, başladığı işi bitirme, problem çözme, üretme, başarısızlık karşısında direnç gösterme ve kendi hayatını yönetebilme becerileri konusunda ciddi kaygılarımız var?
Eğitimden asıl beklentimiz buralar değil mi?
Neden eğitim süresi uzadığı hâlde aileye bağımlılık azalmak yerine devam ediyor?
Neden çok şey bilen ama bildiğini hayata geçirmekte zorlanan gençlerle daha sık karşılaşıyoruz?
Niçin okul bitirmek öğrencinin becerilerine ve kişiliğine yeterli derecede yansımıyor?
Bence okul seçiminde velinin sorması gereken temel soru burada değişmeli.
Bir okulun neye sahip olduğunu değil, nasıl bir insan yetiştirdiğini sorgulamalıyız.
Çünkü eğitim bilimleri açısından okulun başarısı yalnızca öğrencinin akademik bilgisinin artması değildir.
Eğitim; bilişsel gelişimin yanında öz düzenleme, sosyal-duygusal beceriler, eleştirel düşünme, problem çözme, iş birliği, sorumluluk, dayanıklılık ve bağımsız hareket edebilme kapasitesini de geliştirmelidir.
Bu nedenle bir veliye okul seçerken sadece binaya, laboratuvara, yabancı dil saatine, sınav derecelerine veya kullanılan teknolojiye bakmasını tavsiye etmem.Hatta okulun tarihsel markasından etkilenerek karar vermesini de doğru bulmuyorum.
Ben başka sorular sorardım:
Bu okuldan mezun olan çocuk nasıl bir insan oluyor?
▪️Kendi kararlarını verebiliyor mu?
▪️Bir sorunla karşılaştığında çözüm üretebiliyor mu?
▪️Başarısız olduğunda yeniden deneyebiliyor mu?
▪️Takım içinde çalışabiliyor mu?
▪️Merak ediyor, araştırıyor ve üretiyor mu?
▪️Teknolojiyi yalnızca tüketmek için değil, üretmek için de kullanabiliyor mu?
▪️Kendi zamanını ve sorumluluklarını yönetebiliyor mu?
▪️Farklı insanlarla birlikte yaşayabilecek kültürel ve etik olgunluğa sahip mi?
Ve belki de en önemlisi:
▪️Anne ve babası yanında olmadığında da hayatını yönetebiliyor mu?
Benim için iyi okulun gerçek ölçüsü budur.
Burada sorunu yalnızca tek tek okullarda da görmüyorum. Çünkü ilkokuldan üniversiteye kadar birbirini besleyen bütüncül bir sistemden söz ediyoruz. Alt kademelerde öğrenciye sürekli olarak bekleneni yapmayı öğretirsek, üniversitede ondan birdenbire bağımsız düşünmesini, risk almasını, üretmesini ve yenilik geliştirmesini bekleyemeyiz.
Kıymetli anne-babalar,
bu nedenle mesele “Hangi okul daha iyi?” sorusundan daha büyüktür.
Asıl soru şudur:
2035’e,hatta 2050’ye doğru nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz?
Bunu yeniden tanımlamadan okulları yalnızca daha güzel binalarla, daha fazla teknolojiyle ve daha fazla etkinlikle donatmak yeterli olmayacaktır.
Türkiye’nin eğitim meselesini artık yalnızca müfredat, sınav veya okul türü üzerinden değil; yetiştirmek istediğimiz insan modeli üzerinden yeniden düşünmemiz gerektiğine inanıyorum.
Okul seçmek isteyen anne babalara da bu nedenle naçizane tek bir öneride bulunurum:
Okulun size ne anlattığına değil, mezun ettiği öğrencinin kim olduğuna bakın.
Çünkü bir okulun gerçek eğitim modeli katalogda değil, yetiştirdiği insanda görülür.


